Tüketimin gücü kullanılmalı
Barışı konuşan dünya, bir anda kendini savaşta buldu. İsrail ve ABD'nin İran'a saldırmasıyla başlayan savaş, komşu ülkeleri ve de dünya ekonomilerini de etkiledi. Ve artık, dünyanın tamamı, fiziki bir savaşı konuşuyor ve fiziki bir savaşın maddi-manevi olumsuz faturasını ödüyor (Öncelikle ham petrol varil fiyatının 120 dolar rakamlarna çıkmasıyla).
Savaşla birlikte silah sanayi, bayram(!) yapıyor. Her gün atılan bomlar; yeni üretim fırsatlarını soğurdu, silah sanayi için. İnsanların ölmesi, silah sanayi için ikinci planda. Tabii silah sanayi, organize olduğu için, bir diğer ifadeyle de üretimin gücünü kullanarak sesi fazla çıkıyor. Fakat bu, dünyada hiç bir sağduyu sahibinin onaylayacağı veya kabul edeceği bir durum değil. Buna rağmen 'gücün hakimiyeti' dünyada istediği yerde savaş çıkarabiliyor. Ve dünya, yeni Orta Doğu savaşı ile de bunu yaşıyor.
Peki, silah sanayi 'güçlü de', Tüketimin Gücü yok mu?. Var, elbette. Fakat, bu güç organize olmadığı için fazla sesi çıkmıyor modunda. Oysa, tüketimin gücü çok büyük. Hem de, dünyanın her tarafında. artık bu güç harekete geçirilmeli. Önce, ülke bazında ve sonrası ise ülkeler bazında. Bunun içinde, tüketici sivil toplum kuruluşlarına (Ve, sonra diğer sivil toplum kuruluşları) büyük görevler düşüyor.
Ne yapılabilir?
Öncelikle dünyada savaş çıkaran, yani dünyanın huzurunu bozan ülkelerin ürünlerine kaşın 'katı ve çok geniş kapsamlı boykot çalışmaları' başlatılmalı. Tabii, dünya ticareti iç içe girmiş durumda. Bu nedenle de önce; zorunlu olmayan ihtiyaçlardan (küçük, büyük demeden) başlayan ve genişleyen boykot kampanyası, dikkat çekici olacaktır. Buna; yazılı, görsel, işitsel ve internet medyası da dahil edilerek kampanya genişletilmeli. O kadar ki, kampanya ile 'savaş çıkaran ya da dünyanın huzurunu bozan devletlerin üretim gücü kırılmalı (boykot ve tüketimin azaltılması ile). Bu şekilde savaş çıkaran ülkelerdeki toplumların da, bozulan maddi-manevi huzurlarıyla 'savaşların durması için' boykota dahil edilmelisi sağlanmalıdır.
Ülke ve dünya çapında sabırla başlatılacak ve sonuç alınıncaya kadar devam edecek tüketici boykotu kampanyaları; sonunda dünya huzurunu bozan ülkeleri durum değerlendirmesi yapmaya itecektir. Bu ise; bir taraftan dünya huzuruna katkı yapacak, diğer yandan ise savaş çıkaran ülkelerin yanında 'savaşa meyli olan ülkeleri de' durum değerlendirmesi yapmaya itecektir.
Sonuç olarak; üretimin ne kadar gücü varsa, tüketimin de o kadar gücü vardır. Ve hatta, tüketimin gücü daha da fazladır. Yeter ki, bu güç harekete geçirilsin.
Artık; huzurlu bir dünya için, tüketimin gücü mutlaka harekete geçirilmelidir.
(Makale - İsmail Altunsoy / Tüketici Postası)
Yorumlar
Kalan Karakter: