İsrail ve ABD, ‘Uluslararası Hukuku hiçe sayarak’ İran’a saldırdı. Savaş 2. gününde . Ve devam ediyor. Savaşın hafta sonu başlatılması, petrol piyasalarına henüz yansımadı (Ülkeler anlamında). Pazartesi savaş sonrası ilk iş günü ve bütün dünyada piyasalar açılacak.
Savaştan, ilk petrol piyasalarının ve petrol fiyatlarının etkileneceği herkesin malumu. Çünkü İran, önemli petrol ve doğal gaz zengini ve de üreticisi bir ülke. Bundan da önemlisi İran, dünya petrol ihtiyacını (buna LNG-Sıvılaştırılmış Doğal Gaz’da eklenebilir) karşılayan Basra Körfezi ülkesi. Ve tabi, bu bölgenin petrolünün taşıyan tanker trafiğinin çalıştığı Hürmüz Boğazı ülkesi, İran. Savaşla birlikte Hürmüz’ün kapanması bir tarafa (petrol trafiğinin durması), savaş durulsa bile bölgedeki tanker trafik güvenliğinin sağlanması vakit alacak. Bu da, petrol fiyatlarını yüksek ihtimal olumsuz etkileyecek.
Petrol ve Türkiye
Savaş sonrası petrol fiyatlarındaki artışlar, ilk olarak Türkiye gibi ‘petrol ithalatçısı ülkeleri’ vuracak (Türkiye halen ham petrol ve petrol ürün ihtiyacının yüzde 90 civarını ithalat yoluyla karşılıyor). Doğal gaz da benze bir durum söz konusu (Doğal gaz ihtiyacının tamama yakınını İran dahil yurtdışından karşılıyor, Türkiye). Durum bu olunca, petrol fiyatlarındaki muhtemel artışlar; anında iç pazarda benzin ve motorin fiyatlarına yansıyacak. Bu artışlar ulaşımdan, üretim maliyetlerine yansıyacak. Ve fiyat artışları, silsile halinde artarak bütün ekonomiye yansıyacak (Eğer savaş erkenden bitmez ve de petrol güvenliği sağlanmazsa). Ve tabii bu, sadece Türkiye için değil; dünya ekonomileri için geçerli bir durum ve büyük tehlike.
Savaş ve Uluslararası Hukuk
ABD, İsrail’in dayatmasıyla; uluslararası Hukuku, Uluslararası Kurumları (BM, AB vb) dikkate almadan; gücüne güvenerek doğrudan bağımsız bir ülkeye saldırdı. ABD’nin İsrail’le birlikte saldırısı dünyada yeni bir dönem başlatmıştır: 1- Uluslararası Hukuk artık askıdadır. 2- Güçlü olan bir ülke ‘haklı-haksız’ bakmaksızın diğer bir ülkeye doğrudan saldırabilir.
Manevi tepkiler ve Tüketim Gücü
Tabii ABD, gücüne güvenerek bu 2 maddeyi önemsemeyebilir. Ancak, dünyada son yıllarda; doğudan batıya, kuzeyden güneye bütün insanlarda ‘’bu tür haksız saldırı ve zulümlere karşı ortak tepkiler oluşturmaya başladı’’. Bu tepkiler; insan olma gereği ‘manevi’ olmanın yanında tüketici olarak ‘saldırgan ülkelerin ürünlerine almama-tüketmeme’ şeklinde de gelişmeye başladı. Buna Tüketimin Gücü ‘ de denebilir. ABD ve sanayisinin bu anlamda ‘ağır bir yara aldığı’ peşinen söylenebilir. Ve, gelecek günlerde bunun faturası çok ağır olacaktır, ABD ekonomisine.
Savaş ekonomisi, petrol ve ABD
ABD, çok kısa süre içerisinde değişik bahanelerle dünyanın en önemli 2 petrol ve doğal gaz zengini ülkesine saldırdı (Venezuela ve İran). Bu saldırılar için ABD’nin değişik gerekçeleri (kendine göre) var. Ancak, saldırıların petrol-gaz zengini ülkelere olması ‘’ABD’nin petrolle ilgili bir sorun yaşadığı’ şüphelerini öne çıkarıyor. Bunun nedeni, mutlaka önümüzdeki günlerde daha net anlaşılacaktır. Ve tabii, silah sanayi. ABD, son saldırılarda ‘uluslararası hukuk ve kurumları hiçe saymıştır’. Ve net bir şekilde ‘güçlü isen, haklı-haksız’ her ülkeye saldırabilirsin imajını vermiştir. Bu ise, diğer (küçük-büyük) ülkelerin savunma sanayilerine ve savunma harcamalarına ekstra ağırlık vermelerine neden olacaktır. ABD, bu son saldırıları ile ‘dünyada küçülen ticaret payını (özellikle Çin’e karşı) savunma sanayi üzerinden’ toparlama hesabı da yapmış olabilir. Fakat, masumların ölümleri üzerinden yapılan ticari hesaplar hem tutmaz ve hem de insani değildir. Ve bunu yapan her devlet-toplum, mutlaka uluslararası hukuk ve toplum önünde hesabını vermeli ve de verecektir (er ya da geç).
Tüketim Gücü
Sevindirici olan; artık insanların son yıllarda (bütün dünyada) saldırganlara karşı ortak tavır alma, ortak tepki verme ve de birlikte hareket etmeye başlamış olmaları. Bu hareket, bugüne kadar daha çok ‘manevi tepkiler’ olarak öne çıksa da, ‘Tüketim Gücü’ kullanılarak maddi tepkiye de dönüşmelidir: Uluslararası Hukuku hiçe sayan saldırgan ülkelerle ticari ilişkiler en aza indirilmeli, mümkünse kesilmeli ve bu ülkelerin ürün ve hizmetleri kullanılmamalı ve tüketilmemeli. İnsanlık, ortak hareketle bunu başarabilir ve başaracaktır. ‘Tüketimin Gücü’ buna büyük katkı sağlayacaktır (Makale - İsmail Altunsoy / Enerji Ekonomisi).
Yorumlar
Kalan Karakter: