<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Enerji Ekonomisi | Enerji Haberleri - Enerji TV - Genel</title>
        <description>Enerji Haberleri - Enerji Şirketleri - Elektrikli Otolar - Akaryakıt, Doğal Gaz, Petrol, Elektrik Fiyatları - Yenilenebilir - Enerji Enerji Finansmanı</description>
        <link>https://www.enerjiekonomisi.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:06:00 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Çocuklar Geometriyi Tarihî Yapılarla Öğreniyor</title>
                                    <description>Uzman matematik öğretmeni, yazar ve geometrik desen eğitmeni Ezgi Kara&#039;nın kaleme aldığı &quot;Gezerek Desenlerle Geometriyi Keşfediyorum&quot;, Ötüken Çocuk ...&#039;&#039;</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h2>Çocuklar</h2>

<ul>
	<li><strong>Uzman matematik öğretmeni, </strong>yazar ve geometrik desen eğitmeni Ezgi Kara'nın kaleme aldığı "Gezerek Desenlerle Geometriyi Keşfediyorum", Ötüken Çocuk etiketiyle raflardaki yerini aldı.</li>
</ul>

<p>Çocuklara geometriyi tarihî yapılar, kültürel miras ve geometrik desenler üzerinden tanıtan yeni bir serinin ilk kitabı olan eser, matematiği sınıf duvarlarının dışına çıkarıyor.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Kitap İçeriği ve Konsept</h2>

<p>Serinin bu ilk kitabı çokgenler konusuna odaklanıyor. Çocuklar İspanya'dan Türkiye'ye, Fas'tan Özbekistan ve Hindistan'a uzanan geniş bir kültür coğrafyasındaki tarihî mimari yapıların kapılarında, çinilerinde, taş bezemelerinde ve kubbelerinde yer alan geometrik desenleri inceliyor; bu desenler aracılığıyla üçgen, kare, beşgen ve altıgen gibi çokgenleri tanıyor, öğrendiklerini boyama etkinlikleriyle pekiştiriyor. Böylece çokgenler, ders kitabındaki soyut şekiller olmaktan çıkıp kültürün, mimarinin ve sanatın içinde yaşayan kavramlara dönüşüyor.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Dijital İçerik Entegrasyonu</h2>

<blockquote>
<h3><em>Ötüken</em></h3>
</blockquote>

<p>Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri, sayfalarındaki QR kodlarla öğrenmeyi dijital ortama taşıması. İlk QR kodda Ezgi Kara'nın okurlarıyla tanıştığı özel bir video yer alıyor; böylece çocuk, öğrenme yolculuğuna yazarıyla bağ kurarak başlıyor. Diğer QR içerikleri ise kitaptaki tarihî yapıları ve desenleri zenginleştiriyor. Eser bu yapısıyla basılı bir çocuk kitabı olmanın ötesine geçerek dijital içerikle desteklenen hibrit bir öğrenme materyaline dönüşüyor.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Sanat ve Kültürel Miras Vurgusu</h2>

<p>Kitabın resimlemelerini Esen Gül Yıldız üstlendi. Eser, geometrik desenleri yalnızca estetik motifler olarak değil, Özbekistan'dan Anadolu'ya, Orta Asya'dan Selçuklu ve Osmanlı sanatına uzanan Türk-İslam sanatının taşıyıcı unsurları olarak ele alıyor. Çocuklar bu sayede "bizim sanatımızda matematik var" fikrini erken yaşta kazanıyor.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Gelecek Kitaplar ve Hedefler</h2>

<p>Ezgi Kara'nın geometriyi kültürel mirasla buluşturan öğretim yaklaşımının ilk adımı olan kitapta, serinin devamında farklı geometri konularının da aynı yöntemle çocuklara sunulması hedefleniyor. Öğrenci bu modelle tek bir matematik kavramı öğrenmenin ötesinde; sanat görgüsü, genel kültür, tarih bilinci ve görsel okuma becerisi de kazanıyor.</p>

<p> </p>

<p><em><strong>ee</strong></em></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.enerjiekonomisi.com/media/2026/06/cocuklar-geometriyi-tarihi-yapilarla-ogreniyor.jpg</image>
                                <category>Genel</category>
                <author>Enerji Ekonomisi</author>
                <link>https://www.enerjiekonomisi.com/cocuklar-geometriyi-tarihi-yapilarla-ogreniyor/42506</link>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:04:05 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜNCEL &#039;Kelimenin İzinde “Genç” kan ile başladı&#039;</title>
                                    <description>&quot;Kelimenin İzinde&quot; programının ilk bölümüyle izleyicilerin karşısına çıktı. İlk konuğu, usta şair, yazar ve akademisyen Prof. Dr. Nurullah Genç oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h3>İstanbul Ticaret Üniversitesi </h3>

<p><strong>"Kelimenin İzinde" programının ilk bölümüyle izleyicilerin karşısına çıktı. İlk konuğu, usta şair, yazar ve akademisyen Prof. Dr. Nurullah Genç oldu.</strong></p>

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ticaret Medya stüdyolarında hayata geçirilen ve edebiyatı sadece bir metin alanı olarak değil, ses, duygu ve düşünce üretimi olarak ele alan "Kelimenin İzinde" programının ilk bölümüyle izleyicilerin karşısına çıktı.</p>

<h3>Program Detayları</h3>

<p>Danışmanlığını İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmi Deniz Özbay'ın, moderatörlüğünü Gözde Sunal'ın üstlendiği, üniversitenin internet sitesinden yayınlanan kültür ve edebiyat programının ilk konuğu, usta şair, yazar ve akademisyen Prof. Dr. Nurullah Genç oldu.</p>

<p>Şiir ve hikayeyi yeniden kamusal alana kazandırmak ve özellikle genç yazarlara ilham verecek bir düşünce iklimi oluşturmak amacıyla yola çıkan program, 30 dakikalık stüdyo temelli söyleşi ve canlı dinleti formatıyla yayınlanıyor.</p>

<p>Nurullah Genç, kelimenin anlamına, sesine ve insan hayatındaki derin karşılığına odaklanılan ilk bölümde, edebi serüvenini, çocukluğunda hafızasına kazınan divanları ve Erzurum'da geçen zorlu gençlik yıllarını anlattı.</p>

<h3>Nurullah Genç'in Vurguları</h3>

<p><img alt="" loading="lazy" src="https://bfdxrtwowdgbymdsbxct.supabase.co/storage/v1/object/public/press-images/1781207875594-42qokz1hujm-whatsapp-image-2026-06-11-at-21.47.35.jpg" style="max-width:100%;height:auto;display:block;" /></p>

<p>Edebiyatın bir anlam arayışı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Genç, anlam arayışının derinleştiği bu çağda sanatın iyileştirici gücüne ihtiyaç olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Dil meselesi nedeniyle endişeliyim. Dili düzeltmedikçe şiirin baş tacı bir sanat dalına dönüşmesi zorlaşıyor. Toplumların şiirde, sanatta ve edebiyatta doruğa ulaştığı dönemlere bakıldığında, ortalama dilin yukarıya doğru yönelen bir dil olduğu görülür. Eğer ortalama dil malayaniye, lafa ve küfre bulaşıyorsa orada şiiri bulmak zorlaşır. Yol üzerindeki kahvehanelerde çok oturdum. Bir defa şiir cümlesi duysaydım söyleyenin elini öpecektim fakat daha çok küfür, dedikodu ve başkaları hakkında konuşmalar duyuyorum. Milletimizin dili güzelleştirilmeye muhtaç. Gençlere tavsiyem kelimenin izini yukarıya doğru sürmeleridir. İlimle, kelam-ı kibarla ve şiirle ilgilensinler. Üslupları güzel olsun ki kendileri de güzelleşsin."</p>

<h3>Gelecek Bölümler</h3>

<p>Prof. Dr. Rahmi Deniz Özbay danışmanlığında, akademik arka plan ile kültürel sohbet dilini harmanlayan "Kelimenin İzinde" programı, ilerleyen bölümlerinde de çağdaş şair ve hikayecileri ağırlayacak.</p>

<p>"Dil meselesi nedeniyle endişeliyim. Dili düzeltmedikçe şiirin baş tacı bir sanat dalına dönüşmesi zorlaşıyor. Toplumların şiirde, sanatta ve edebiyatta doruğa ulaştığı dönemlere bakıldığında, ortalama dilin yukarıya doğru yönelen bir dil olduğu görülür. Eğer ortalama dil malayaniye, lafa ve küfre bulaşıyorsa orada şiiri bulmak zorlaşır. Yol üzerindeki kahvehanelerde çok oturdum. Bir defa şiir cümlesi duysaydım söyleyenin elini öpecektim fakat daha çok küfür, dedikodu ve başkaları hakkında konuşmalar duyuyorum. Milletimizin dili güzelleştirilmeye muhtaç. Gençlere tavsiyem kelimenin izini yukarıya doğru sürmeleridir. İlimle, kelam-ı kibarla ve şiirle ilgilensinler. Üslupları güzel olsun ki kendileri de güzelleşsin." - Prof. Dr. Nurullah Genç</p>

<p><img alt="" loading="lazy" src="https://bfdxrtwowdgbymdsbxct.supabase.co/storage/v1/object/public/press-images/1781208149505-2qrhkea36qf-yatay_gorsel_2.jpg" style="max-width:100%;height:auto;display:block;" /></p>

<p><em><strong>ee</strong></em></p>

<figure style="margin:1em 0;"> </figure>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.enerjiekonomisi.com/media/2026/06/guncel-kelimenin-izinde-genc-kan-ile-basladi.jpg</image>
                                <category>Genel</category>
                <author>Enerji Ekonomisi</author>
                <link>https://www.enerjiekonomisi.com/guncel-kelimenin-izinde-genc-kan-ile-basladi/42448</link>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:40:57 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İSO Başkanı Bahçıvan &#039;Avrupa’nın huzuru Türkiye’den geçer&#039;</title>
                                    <description>İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerinin stratejik önemine dikkat çekti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h3>Kayra TV</h3>

<ul>
	<li><strong>YouTube üzerinden yayın yapan Kayra TV’de Meliha Oku</strong>r’un hazırlayıp sunduğu “Meliha Okur ile Anlat Bana” programının bu haftaki konuğu İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan oldu.</li>
</ul>

<h3>Avrupa Birliği ile ilişkiler</h3>

<p>Programda Türkiye’nin sanayi politikaları, Avrupa Birliği ile ilişkiler, küresel ticarette değişen dengeler, tedarik zincirleri ve yeşil dönüşüm süreci ele alındı. Türkiye’nin sanayi gücünün sadece ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik açıdan da kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Bahçıvan, Avrupa Birliği ile ilişkilerin stratejik bir perspektifle ele alınması gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin uzun bir geçmişe dayandığını belirten Bahçıvan, özel sektörün bu süreçte önemli rol oynadığını söyledi. “AB ile ilişkiler dün başlamadı” İstanbul Sanayi Odası ve İstanbul Ticaret Odası tarafından 1962 yılında kurulan İktisadi Kalkınma Vakfı’nın AB ile entegrasyon sürecinin önemli bir kilometre taşı olduğunu hatırlatan Bahçıvan, “İktisadi Kalkınma Vakfı’nın temel amacı Avrupa Birliği’ne giden yolculuktaki özel sektörün gelişimini, girişimini ve kurallara uyumunu oluşturabilmek. O günden bugüne ortada olmayan devletler bile AB üyesi oldu. Bizim Avrupa Birliği ile olan hikayemiz dün, bugün hatta 1996 yılındaki Gümrük Birliği ile başlamış olan bir süreç değil. Avrupa Birliği’nin neredeyse kurulduğu dönemden beri biz bu yolculuğun aday ülkesi, hedef ülkesi ve önemli paydaşı olma noktasında bir yol haritası gütmüşüz. O nedenle de Avrupa Birliği yolculuğundan bizim asla ve asla taviz vermememiz gerekiyor. Bütün inancımızla, bütün cesaretimizle ve altını çizerek söylüyorum hakkımızı koruyarak bu yolculuğun içindeki tüm dönemlerden başarılı çıkmamız gerekiyor” dedi. “Avrupa Birliği’nden alacağımız var”.</p>

<p> </p>

<h3>Ticaret Bakanlığımız</h3>

<p>“Tabii ki tam üyelik, Gümrük Birliği, mevcut durum ayrı bir konu. Ama Made in Europe’da hakikaten bu konudaki önemli dönemeçlerden bir tanesiydi. Aksi bir netice alınması tabii ki bizim için son derece yıpratıcı olurdu ve çok ciddi anlamda bir haksızlıkla karşı karşıya kalırdık” diyen Bahçıvan, “Bu konuda hem bizim özel sektör olarak yaptığımız lobiler hem de Ticaret Bakanlığımızın bu konudaki müzakerelere dahil olarak bu noktadaki haklılığımızı en net şekilde ortaya koyması etkili oldu. Ve nihayet bu konu belli bir risk noktasına gelmeden istediğimiz haliyle şu an için neticelenmiş gözüküyor. Fakat şunu unutmamalıyız ki AB süreci her gün taze tutulması gereken ve her gün nerede tehdit var, nerede gücümüz ve fırsatımız var, bunu düşünmemiz gereken bir süreç. Bugün bir şey elde ettik, kenara çekilelim deme lüksümüz yok. Bu uğurda eğer bu kadar yıldan beri bir yatırım yapıyorsak, bu kadar yıldan beri bir çaba gösteriyorsak ve haklı olduğumuza inanıyorsak, sürekli olarak gerek iş dünyası, gerek hükümetimiz, gerek bürokrasimiz el ele vererek bu konudaki mücadelemizi sürdürmemiz gerekiyor. Bunun için de lobi faaliyetleri yapmak gerekiyorsa yapacağız, kavga etmek gerekiyorsa edeceğiz. Ama ben inanıyorum ki Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelerinden ciddi bir alacağı var. Ve bu alacağı vazgeçmeden, inatla ve ısrarla sürdürmek zorundayız” dedi.</p>

<h3>“Türkiye, AB için büyük bir pazar”</h3>

<p>“Türkiye, AB için büyük bir pazar” Türkiye’nin Avrupa Birliği için yalnızca bir üretim merkezi değil aynı zamanda önemli bir pazar olduğunu ifade eden Bahçıvan, iki taraf arasındaki ekonomik ilişkinin karşılıklı bağımlılık içerdiğini söyledi. Bahçıvan, Avrupa Birliği’nin toplam ihracatı içinde Türkiye’nin önemli bir konuma sahip olduğunu belirterek “Avrupa Birliği bizim en büyük pazarımız ama biz de Avrupa Birliği için çok büyük bir pazarız. AB ülkelerinin toplam ihracatına baktığımızda Türkiye ilk beş pazar arasında yer alıyor. Bu gerçek bizim müzakere gücümüzü artıran önemli bir faktör” dedi. Küresel ticaret sisteminde önemli değişimlerin yaşandığını belirten Bahçıvan, bloklaşmaların ve yeni ticaret anlaşmalarının önümüzdeki dönemde daha fazla gündeme geleceğini söyledi. Bahçıvan, “Avrupa Birliği’nin farklı ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarını dikkatle analiz etmemiz gerekiyor. Bu süreçte topyekûn ret ya da koşulsuz kabul yerine ülke bazlı ve sektör bazlı analizlerle yeni fırsatlar yaratmamız mümkün” dedi. “Türkiye, AB için güvenlik ve istikrar köprüsü” Küresel jeopolitik gelişmelerin Avrupa’nın güvenlik algısını değiştirdiğine dikkat çeken Bahçıvan, Türkiye’nin bu noktada kritik bir rol oynadığını söyledi. Bahçıvan, “Bugün Avrupa Birliği’nin çevresine baktığınızda istikrar açısından en güvenli ve en güçlü ülkenin Türkiye olduğunu görüyorsunuz. Türkiye adeta huzursuzluk ile huzur arasında bir köprü konumunda. Yani Avrupa Birliği için Türkiye sadece bir pazar değil aynı zamanda güvenlik, tedarik ve istikrar köprüsüdür. Avrupa’nın huzuru büyük ölçüde Türkiye’den geçiyor. Bu köprünün değeri Avrupa tarafından çok daha iyi anlaşılmalı” dedi. Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeni bir döneme girdiğini ifade eden Bahçıvan, Türkiye’nin bu süreçte daha özgüvenli bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı. Bahçıvan, “Türkiye artık eski Türkiye değil. 86 milyonluk nüfusu, güçlü üretim kapasitesi ve stratejik konumuyla Avrupa için vazgeçilmez bir partner. Bu gerçeği hem Avrupa’nın hem de bizim daha net görmemiz gerekiyor” diye konuştu. </p>

<p> </p>

<p><em><strong>ee</strong></em></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.enerjiekonomisi.com/media/2026/06/iso-baskani-bahcivan-avrupanin-huzuru-turkiyeden-gecer.jpg</image>
                                <category>Güncel Haberler,Genel</category>
                <author>Enerji Ekonomisi</author>
                <link>https://www.enerjiekonomisi.com/iso-baskani-bahcivan-avrupanin-huzuru-turkiyeden-gecer/42445</link>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 00:05:25 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Eximbank ve UKEF iş birliği genişliyor!</title>
                                    <description>Anlaşma, Birleşik Krallık ve Türkiye&#039;den yapılacak ihracat içeren üçüncü ülkelerdeki savunma projelerine iki kuruluşun ortak finansman sağlamasını hedefliyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h2>Türk Eximbank - UKEF</h2>

<ul>
	<li><strong>Anlaşma, </strong>Birleşik Krallık ve Türkiye'den yapılacak ihracat içeren üçüncü ülkelerdeki savunma projelerine iki kuruluşun ortak finansman sağlamasının önünü açmayı hedefliyor.</li>
</ul>

<p><span style="color:#c0392b;"><em><strong>Türk Eximbank ve Birleşik Krallık hükümetinin ihracat kredi kuruluşu olan UK Export Finance (UKEF)</strong></em></span>, 7 Mayıs 2026 tarihinde bir Mutabakat Zaptı imzaladı. Anlaşma, Birleşik Krallık ve Türkiye'den yapılacak ihracat içeren üçüncü ülkelerdeki savunma projelerine iki kuruluşun ortak finansman sağlamasının önünü açmayı hedefliyor.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Önceki iş birliği</h2>

<p>Kuruluşlar <strong>2017</strong> yılında bir Mutabakat Zaptı ve kapsamlı bir reasürans anlaşması imzalamış, reasürans anlaşması kapsamında enerji ile otoyol projeleri ortaklaşa finanse edilmişti. Yeni imzalanan Mutabakat Zaptı kapsamındaki projelerle ilgili olarak <strong>Türk Eximbank</strong> ve <strong>UKEF</strong>, reasürans anlaşmasında öngörülen mekanizma çerçevesinde de iş birliği yapabilecek.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Uyum ve süreç</h2>

<p>Mutabakat zaptı kapsamında gündeme gelebilecek her türlü finansman düzenlemesi, her iki tarafın uluslararası yükümlülükleriyle tam uyumlu ve <strong>OECD</strong> kural ve düzenlemelerine tabi olacaktır. Anlaşma çerçevesinde karşılıklı bilgi paylaşımı, uzmanlık desteği ve danışmanlığın yanı sıra toplantı ve istişarelerin gerçekleştirilmesi de öngörülüyor.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Ali Güney açıklaması</h2>

<p><strong>Türk Eximbank</strong> Genel Müdürü Ali Güney, <strong>UKEF’in</strong> bugüne kadar <strong>Türk Eximbank’ın</strong> başlıca ortaklarından biri olduğunu ve imzalanan mutabakatın kurumlar arasındaki zaten güçlü olan bağları daha da ileriye taşıyacağını belirterek memnuniyetini dile getirirken, anlaşmanın savunma sektörü de dahil olmak üzere üçüncü ülkelerdeki projeler için uygun finansman fırsatları sunacağını ifade etti.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">UKEF açıklaması</h2>

<ul>
	<li><em><strong>UK Export Finance</strong> CEO'su Tim Reid:</em></li>
</ul>

<blockquote>
<ul>
	<li><span style="background-color:#ecf0f1;">"2017’de reasürans anlaşmamızı imzalamamızdan bu yana, UKEF ve Türk Eximbank, büyük enerji ve ulaşım altyapı projelerinin desteklenmesi de dahil olmak üzere somut sonuçlar elde etti. Bu yeni Mutabakat Zaptı, yakalanan bu ivmenin üzerine inşa edilerek iş birliğimizi savunma sektörüne genişletmekte ve Birleşik Krallık ile Türk tedarikçilerin yeni pazarlarda yan yana fırsatları değerlendirmesine imkan sağlamaktadır."</span></li>
</ul>
</blockquote>

<p> </p>

<p><em><strong>ee </strong></em></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.enerjiekonomisi.com/media/2026/06/turk-eximbank-ve-ukef-is-birligi-genisliyor.jpg</image>
                                <category>Finans,Genel</category>
                <author>Enerji Ekonomisi</author>
                <link>https://www.enerjiekonomisi.com/turk-eximbank-ve-ukef-is-birligi-genisliyor/42444</link>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:25:14 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İKLİM teknolojisi girişimi ile 2 milyon sterlin destek aldı!</title>
                                    <description>Climingo’nun geliştirdiği yazılım, özellikle enerji, sigorta ve iklim risk yönetimi gibi alanlarda kullanılan hava tahmin ve iklim veri modelleri ...</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h3>Cambridge</h3>

<ul>
	<li><strong>Cambridge merkezli Türk girişimciye yatırım desteği:</strong> İklim teknolojisi girişimi 2 milyon sterlin değerleme ile yatırım aldı Cambridge’de çalışmalarını sürdüren Türk coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve iklim teknolojileri girişimcisi Alper Dinçer, bir startup hızlandırma programı kapsamında kurduğu Climingo adlı girişimiyle 2 milyon sterlin değerleme üzerinden yatırım aldı.</li>
</ul>

<h3>CBS profesyonelleri</h3>

<p>Dinçer, aynı zamanda 2025 yılında Birleşik Krallık’ın öne çıkan CBS profesyonellerini bir araya getiren Geo100 listesine seçilerek uluslararası alandaki görünürlüğünü daha da güçlendirdi. İklim değişikliği, kuraklık ve su kıtlığı risklerini daha anlaşılır, izlenebilir ve karar vericiler için daha kullanılabilir hale getirmeyi hedefleyen Dinçer, geliştirdiği dijital platformlarla hem Birleşik Krallık’ta hem de küresel ölçekte dikkat çekiyor. Startup hızlandırma programından yatırıma uzanan girişim Alper Dinçer’in kurucu ortak ve CTO olarak yer aldığı Climingo, Cambridge merkezli bir startup hızlandırma programı kapsamında geliştirildi.</p>

<p> </p>

<h3>Kurumların hava ve iklim verisi</h3>

<ul>
	<li><em><span style="background-color:#ecf0f1;">Kısa süre içinde 2 milyon sterlin değerleme ile yatırım alan girişim, kurumların hava ve iklim verisi sağlayıcılarını daha doğru şekilde karşılaştırmasına ve ihtiyaçlarına en uygun veri kaynaklarını seçmesine yardımcı olmayı hedefliyor. Climingo’nun geliştirdiği yazılım, özellikle </span><span style="color:#c0392b;"><strong><span style="background-color:#ecf0f1;">enerji, sigorta ve iklim risk yönetimi </span></strong></span><span style="background-color:#ecf0f1;">gibi alanlarda kullanılan hava tahmin ve iklim veri modellerinin performansını kıyaslayarak daha verimli karar alma süreçleri sunuyor. Bu yaklaşımın, operasyonel verimliliği artırmanın yanında dolaylı olarak karbon salımının azaltılmasına da katkı sağlaması bekleniyor. Dinçer’in yer aldığı proje, aynı zamanda Birleşik Krallık Araştırma ve İnovasyon Kurumu (UKRI) tarafından da destekleniyor.</span></em></li>
</ul>

<h3>Geo100 listesi</h3>

<p>Geo100 listesine girerek dikkat çekti Alper Dinçer’in son dönemde öne çıkan başarılarından biri de, 2025 yılında Birleşik Krallık’ta Geo100 listesine seçilmesi oldu. Bu liste, ülkede coğrafi bilgi sistemleri ve konum teknolojileri alanında öne çıkan isimleri bir araya getiriyor. Bu başarı, Dinçer’in yalnızca teknik yetkinliğini değil; aynı zamanda iklim teknolojileri, çevresel veri analizi ve dijital karar destek sistemleri alanındaki girişimci yönünü de uluslararası ölçekte görünür kılan önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Kuraklık riskini görünür kılan dijital platformlar Dinçer’in geliştirdiği platformlardan GlobalDroughtMap.com, dünyanın farklı bölgelerindeki kuraklık göstergelerini tek bir dijital çatı altında toplayarak kullanıcıların küresel ölçekte risk yoğunluklarını harita üzerinden takip etmesine imkân tanıyor. Bir diğer platform olan Drought.UK ise Birleşik Krallık özelinde yerel ölçekte kuraklık riskini izlemeye odaklanıyor. Platform, teknik ve dağınık durumdaki iklim verilerini sadeleştirerek vatandaşlar, kurumlar ve farklı paydaşlar için daha erişilebilir hale getiriyor.</p>

<h3>Kuraklık Tahmin ve Erken Uyarı Sistemi</h3>

<p>Türkiye’de Tarım ve Orman Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen Kuraklık Tahmin ve Erken Uyarı Sistemi (KTEUS) bünyesinde de görev alan Dinçer, ülkemizdeki kuraklık faaliyetlerine de katkı sağlamaya devam ediyor. Bu platformlar sayesinde kullanıcılar, “Kuraklık riski nerede artıyor?”, “Zaman içinde nasıl değişiyor?” ve “Yerel ölçekte mevcut durum ne?” gibi sorulara daha kolay yanıt bulabiliyor. Kuraklık artık yalnızca çevresel değil, ekonomik ve toplumsal bir risk Son yıllarda kuraklık, yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkarak; tarım, su yönetimi, enerji üretimi ve gıda güvenliği gibi alanlarda kritik sonuçlar doğuran çok boyutlu bir risk haline geldi. Uzmanlara göre, bu alandaki en büyük sorunlardan biri yalnızca veri eksikliği değil; mevcut verilerin de toplum, kurumlar ve karar vericiler tarafından kolay anlaşılabilir biçimde sunulamaması. Kamuya açık, görsel ve zaman içinde değişimi izlenebilir dijital platformlar ise bu nedenle yalnızca teknik bir araç değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık ve etkili karar alma süreçleri için stratejik bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor.</p>

<h3>UNDP ve UNICEF</h3>

<ul>
	<li><em><span style="background-color:#ecf0f1;">Uluslararası deneyim bu projelere temel oluşturdu Türkiye’de ulusal ölçekte kuraklık ve erken uyarı sistemleri üzerine çalışmalar yürüten Alper Dinçer, aynı zamanda UNDP ve UNICEF kapsamındaki projelerde çevresel veri analizi, haritalama ve karar destek sistemleri alanlarında görev aldı. Dinçer’in Türkiye, Afrika ve uluslararası kurumlarla yürüttüğü bu çalışmalar, bugün Cambridge merkezli olarak geliştirdiği girişimlerin teknik altyapısını ve vizyonunu besleyen temel deneyim alanları arasında yer alıyor. Haritalama teknolojilerinde uzun yıllara dayanan başarı Coğrafi bilgi sistemleri ve haritalama teknolojileri alanında uzun yıllardır çalışan Alper Dinçer, kariyerinin erken döneminde de uluslararası başarılar elde etti. 2009 yılında ABD’de düzenlenen ESRI Developer Summit Mashup yarışmasında birincilik kazanan Dinçer, ayrıca Google Maps JavaScript API üzerine yayımlanan İngilizce kitabın yazarları arasında yer alıyor. Startup hızlandırma programı kapsamında yatırım alan Climingo girişimi, Geo100 listesine seçilmesi ve kuraklık riskini daha görünür hale getiren platformlarıyla Dinçer, Birleşik Krallık merkezli iklim teknolojileri ekosisteminde yükselen isimler arasında gösteriliyor.</span></em></li>
</ul>

<p> </p>

<h3><em>iklim haberleri - enerji ekonomisi </em></h3>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.enerjiekonomisi.com/media/2026/06/iklim-teknolojisi-girisimi-ile-2-milyon-sterlin-destek-aldi.jpg</image>
                                <category>İklim &amp; Çevre,Genel</category>
                <author>Enerji Ekonomisi</author>
                <link>https://www.enerjiekonomisi.com/iklim-teknolojisi-girisimi-ile-2-milyon-sterlin-destek-aldi/42443</link>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:18:50 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Orka Holding Başkanı Süleyman Orakçıoğlu &#039;LOBİ şart&#039;</title>
                                    <description>Kayra TV’de, Meliha Okur’un hazırlayıp sunduğu “Meliha Okur ile Anlat Bana” programının bu haftaki konuğu Orka Holding Başkanı Süleyman Orakçıoğlu oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h3>“Meliha Okur ile Anlat Bana”</h3>

<ul>
	<li><strong>Sosyal medya platformu YouTube</strong>’da yayın hayatına başlayan Kayra TV’de, Meliha Okur’un hazırlayıp sunduğu “Meliha Okur ile Anlat Bana” programının bu haftaki konuğu Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu oldu.</li>
</ul>

<p> </p>

<p>Programda Türk tekstil ve hazır giyim sektörünün küresel rekabeti, üretimin yurtdışına kayma eğilimi, markalaşma stratejileri ve Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği ilişkisi masaya yatırıldı. Orakçıoğlu, Türkiye’nin küresel değer zincirinde düşük fiyatlı üretim yerine yüksek katma değerli ürünlerle var olması gerektiğini vurgularken, Avrupa Birliği ile ticari ilişkilerde yaşanan eşitsizliklere dikkat çekti. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği ilişkisi, programın önemli başlıklarından birini oluşturdu.</p>

<p> </p>

<blockquote>
<ul>
	<li><strong>Süleyman Orakçıoğlu</strong></li>
	<li><strong>Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı </strong></li>
</ul>
</blockquote>

<p><img alt="Orka Holding Başkanı Süleyman Orakçıoğlu 'LOBİ şart'" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm image-align-left" height="315" src="https://images.enerjiekonomisi.com/uploads/2026/06/lobi-6a2ab4aeeda6d.jpg" width="550" />Orakçıoğlu, Avrupa Birliği’nin bugüne kadar 76 ülke ile serbest ticaret anlaşması imzaladığını hatırlatarak Türkiye’nin bu durumdan kaynaklanan önemli bir dezavantaj yaşadığını söyledi. Orakçıoğlu, “Türkiye bu ülkelerin sadece 24’üyle karşılıklı eşit ticaret yapabiliyor. Geri kalan 52 ülke bize gümrük bariyerleri koyabiliyor. Ama biz Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği içinde olduğumuz için bu ülkelere aynı şekilde karşılık veremiyoruz. Bu durum ticarette ciddi bir eşitsizlik yaratıyor” dedi. “Gümrük Birliği güncellenmeli, lobi şart” 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği kararının dönemin şartlarında önemli bir adım olduğunu belirten Orakçıoğlu, ancak günümüz koşullarında mutlaka güncellenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p> </p>

<h3>Gümrük Birliği için Lobi şart</h3>

<p>Orakçıoğlu, “Bugün siyaset, bürokrasi ve sivil toplum kuruluşlarının ortak bir şekilde bu konuyu Türkiye’nin ana gündem maddesi haline getirmesi gerekiyor. Bu haliyle sürdürülebilir bir ticaret yapısı değil” diye konuştu. Türkiye’nin uluslararası ticarette daha güçlü bir pozisyon elde edebilmesi için profesyonel lobi faaliyetlerinin önemine dikkat çeken Orakçıoğlu, “Bizim şu anda mesela savunma sanayinde olsun farklı sektörlerdeki gücümüz giderek artıyor. Avrupa'nın bize ihtiyacı var. Ama tekrar tekrar söylüyorum birçok şey aslında lobi şirketlerinin elinde. Neden? İster Amerika’da olsun ister Avrupa’da olsun karar vericiler emekli olunca lobi şirketleri kuruyorlar. Onlar o sorunların nasıl çözüleceğini bizden daha iyi biliyorlar. Diyelim ki 5 yıl önce 10 yıl önce bu konuda karar verici olanlar sorunların nasıl çözüleceğini aslında bizden daha iyi biliyorlar. O fonu o bütçeyi de ayırmak gerekiyor. Bunu da iş dünyasının ve sivil toplum örgütlerinin yapması gerekir. Geçmişte benzer sorunlar yaşadığımızda bir ayağımız Washington’da, bir ayağımız Brüksel’de, bir ayağımız da Dünya Ticaret Örgütü’nün bulunduğu Cenevre’de olurdu. Profesyonel lobi şirketleriyle çalışır, sorunları çözmek için aktif bir diplomasi yürütürdük. Türkiye’nin yeniden böyle bir stratejiye ihtiyacı var” dedi.</p>

<p> </p>

<h3>“TOBB, TİM, DEİK, TÜSİAD, MÜSİAD''</h3>

<p><em><span style="background-color:#ecf0f1;">Bu sürecin yalnızca devlet tarafından yürütülemeyeceğini belirten Orakçıoğlu, iş dünyası örgütlerinin de sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. Orakçıoğlu, “TOBB, TİM, DEİK, TÜSİAD, MÜSİAD gibi kurumlar deneyimli kadrolarıyla bir araya gelmeli ve bu konuyu ortak bir proje haline getirmeli. Ticaret Bakanlığı’nın güçlü bir teknik altyapısı var. Ama sivil toplumun da aktif olması gerekiyor” ifadelerini kullandı. “2 dolara tişört satmak bizim işimiz olmasın” Tekstil ve hazır giyim sektörünün üretim için yatırımlarını yurt dışına kaydırması konusuna değinen Orakçıoğlu, “Biz burada aslında ne yapılması gerektiğini biliyoruz da nasıl yapılması gerektiği konusunda biraz ders çalışmamız gerekiyor. Yani Mısır’a niye gidiyorlar tartışmasını bırakalım. Ölçek için gidiyorlar. O segment artık bizim segmentimiz değil. Dünya değerler ekonomisine gidiyor. Değerler ekonomisine giden bir dünyada 2 dolara tişört satmak, 5 dolara pantolon satmak bizim işimiz olmasın zaten. Geçti gitti o. Biz 2 dolara tişörtü bırakalım” ifadelerini kullandı. Orakçıoğlu, Türk hazır giyim ve tekstil sektörünün küresel rekabette güçlü bir konumda olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün tartışmamız gereken konu üretimin başka ülkelere kayması değil. Dünya değer ekonomisine geçiyor. Türkiye de bu dönüşümde katma değerli üretim ve güçlü markalarla yerini sağlamlaştırmalı.</span></em><span style="background-color:#ecf0f1;">” </span></p>

<p> </p>

<h3><em>güncel - enerji ekonomisi</em></h3>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.enerjiekonomisi.com/media/2026/06/orka-holding-baskani-suleyman-orakcioglu-lobi-sart.jpg</image>
                                <category>Güncel Haberler,Genel</category>
                <author>Enerji Ekonomisi</author>
                <link>https://www.enerjiekonomisi.com/orka-holding-baskani-suleyman-orakcioglu-lobi-sart/42442</link>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:08:04 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜNCEL &#039;Yeni nesil özel yağ çözümleri&#039;</title>
                                    <description>İstanbul’da düzenlenen lansmanda fırıncılık ve şekerleme sanayisine yönelik yeni nesil özel yağ portföyünü tanıtıldı. Ayrıntılar ...</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h3>Yeni nesil yağ çözümleri</h3>

<ul>
	<li><strong>İstanbul</strong>’da düzenlenen lansmanda fırıncılık ve şekerleme sanayisine yönelik yeni nesil özel yağ portföyünü tanıtıldı. ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz, Türkiye’nin 3,4 milyar dolarlık atıştırmalık ve şekerli mamul ihracatını 2030’lu yıllarda 10 milyar dolar seviyesine taşıma hedefiyle çalıştıklarını söyledi.</li>
</ul>

<p><em><strong>Türkiye’nin en büyük endüstriyel hammadde ve kuru gıda tedarikçileri</strong></em>nden biri olan ŞMS Kopuz, yeni nesil özel yağ portföyünü sektör profesyonelleriyle buluşturdu. Etkinlikte; fırıncılık ve şekerleme sektörlerine yönelik geliştirilen FlexiBetter, CBT Gold, Prestine serisi ile shea bazlı özel yağ çözümleri tanıtıldı. Bunge ve ŞMS Kopuz iş birliği kapsamında son üç yılda 20’den fazla özel yağ çözümünün Türkiye pazarına sunulduğu, bu ürünlerin 70’in üzerinde aktif müşteriye ulaştığı belirtildi.</p>

<p><em><strong>Tedarik zinciri</strong></em>ndeki kırılganlığa çok merkezli çözüm Lansmanda, yeni ürün portföyünün yalnızca performans ve maliyet avantajı değil, aynı zamanda tedarik güvenliği açısından da önem taşıdığı vurgulandı. Son beş yılda pandemi, savaşlar, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı kaynaklı lojistik sorunların küresel gıda tedarik zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyduğu ifade edildi.</p>

<p><em><strong>Bunge ve ŞMS Kopuz</strong></em>’un, aynı kalite ve standarttaki ürünleri Malezya, Hollanda, Çin, Endonezya ve farklı üretim merkezlerinden tedarik edebilme kapasitesiyle üreticilerin arz risklerini azaltmayı hedeflediği kaydedildi. Bu çok merkezli yapı sayesinde, Türk gıda sanayisinin küresel dalgalanmalara karşı daha esnek ve rekabetçi hale gelmesinin amaçlandığı belirtildi. Fırıncılık ve şekerleme sanayisine yeni alternatifler Lansmanda öne çıkan ürünlerden FlexiBetter, kruvasan, milföy ve kurabiye gibi katmanlı hamur ürünleri için geliştirilen, süt yağına alternatif yenilikçi bir çözüm olarak tanıtıldı.</p>

<p><em><strong>Ürün</strong></em>ün, üretim sürecinde daha istikrarlı sonuçlar elde edilmesine, işlenebilirliğin kolaylaşmasına ve nihai üründe istenen doku ile görünümün korunmasına katkı sağlaması hedefleniyor. Şekerleme kategorisinde konumlanan CBT Gold, çikolata benzeri ürünlerde lezzet, doku ve üretim verimliliğini birlikte sunmayı amaçlıyor. Kakao yağına yakın özellikleriyle öne çıkan ürünün, üreticilere daha kontrollü bir süreç ve tüketici tarafında dengeli bir tat deneyimi sunduğu ifade edildi. Prestine serisi ise dolgu yağları alanında geliştirildi. Sıcak iklim koşullarında ürün kalitesinin korunmasına katkı sağlayan seri; pralinden gofrete, fındık bazlı dolgulardan havalandırılmış ürünlere kadar geniş bir kullanım alanına hitap ediyor. Etkinlikte ayrıca shea bazlı çözümler, kakao yağına alternatif seçenekler arasında öne çıktı. Özellikle çikolata, sürülebilir krema, dondurma ve şekerleme kategorilerinde üreticilere maliyet, sürdürülebilirlik ve ürün çeşitliliği açısından yeni imkânlar sunduğu belirtildi. Şefler ürünleri mutfakta test etti Yeni portföyün tanıtımında Divan şeflerinin katkısı da özel bir yer tuttu. Divan, tanıtılan çözümleri erken aşamada deneyen ve ürün performansını profesyonel mutfaklarda test eden müşteriler arasında yer aldı. Lansmanda sunulan kruvasanlar ve farklı fırıncılık ürünleri, bu iş birliğinin somut örnekleri olarak katılımcıların beğenisine sunuldu. Bu yönüyle etkinlik, yalnızca bir ürün lansmanı değil; sanayi, teknik ekipler ve profesyonel mutfakların ortak ürün geliştirme sürecinin de vitrini oldu.</p>

<blockquote>
<ul>
	<li>
	<h3><span style="font-size:16px;">Şemsi Kopuz</span></h3>
	</li>
	<li>
	<h3><span style="font-size:16px;">ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkanı</span></h3>
	</li>
</ul>
</blockquote>

<p><img alt="Yeni nesil özel yağ çözümleri!" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm image-align-left" height="317" src="https://images.enerjiekonomisi.com/uploads/2026/06/semsi-kopuz-6a2ab2ff4a0a8.jpg" width="660" />“<em><strong>Türkiye</strong></em> bu alanda dünyanın ilk beş ülkesi arasında” ŞMS Kopuz Yönetim Kurulu Başkanı Şemsi Kopuz, etkinlik sonrası yaptığı değerlendirmede, değişen tüketim alışkanlıklarıyla birlikte atıştırmalık ürünler ve şekerli mamuller sektörünün dünyada hızla büyüyen stratejik alanlardan biri haline geldiğini söyledi. Türkiye’nin bu alanda 3,4 milyar dolarlık ihracat hacmiyle dünyanın ilk beş ülkesi arasında yer aldığını belirten Kopuz, bu başarının daha ileri taşınması gerektiğini vurguladı. Kopuz, ŞMS Kopuz’un, Bunge’nin 200 yılı aşkın küresel birikimini ve inovasyon gücünü Türkiye’deki sanayicilerle buluşturduğunu belirterek şunları kaydetti: “Bugün tanıttığımız ürünler yalnızca yeni bir portföy değil; üreticinin değişen maliyet yapısına, tüketici beklentilerine ve ihracat pazarlarının taleplerine verilen stratejik bir yanıttır. Özel bitkisel yağ çözümleri; vegan ürünlerden fırıncılık uygulamalarına, sürülebilir kremalardan dondurma ve şekerleme ürünlerine kadar birçok kategoride üreticiye farklı seçenekler sunuyor. Shea bazlı çözümler de kakao yağına alternatif oluşturması bakımından çikolata ve şekerleme sanayisinin rekabet gücüne katkı sağlıyor.” Özel bitkisel tereyağı çözümlerinin, özellikle vegan tüketim ve yeni nesil ürün geliştirme açısından önem taşıdığına işaret eden Kopuz, bu tür ürünlerin pastacılık ve zincir markalı ürünlerde yeni bir farkındalık oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p> </p>

<h3><span style="font-size:16px;"><em>güncel hberler - enerji ekonomisi</em></span></h3>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.enerjiekonomisi.com/media/2026/06/yeni-nesil-ozel-yag-cozumleri_6a2ab57672d1f.jpg</image>
                                <category>Güncel Haberler,Genel</category>
                <author>Enerji Ekonomisi</author>
                <link>https://www.enerjiekonomisi.com/yeni-nesil-ozel-yag-cozumleri/42441</link>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:01:09 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;nin Navigasyonu &#039;ŞARJ randevusu alıyor -Togg uyumlu&#039;</title>
                                    <description>Türkiye, dijital altyapılarda dışa bağımlılığı azaltacak kritik bir adım için düğmeye bastı. Başarsoft, yerli navigasyon projesini hayata geçiriyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h3>Türkiye</h3>

<ul>
	<li><strong>Türkiye, dijital altyapılarda</strong> dışa bağımlılığı azaltacak kritik bir adım için düğmeye bastı. Başarsoft, yerli navigasyon projesini hayata geçiriyor. Yeni navigasyon, elektrikli araç şarj ve elektrikli Togg uyum özelliklerine de sahip. </li>
</ul>

<p>Türkiye, dijital altyapılarda dışa bağımlılığı azaltacak kritik bir adım için düğmeye bastı. Türkiye'nin dijital haritacısı Başarsoft, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın liderliğinde yerli navigasyon projesini hayata geçiriyor.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Yerli Navigasyon Projesi</h2>

<p>Navigasyon teknolojilerinde uzun yıllardır küresel platformların hakimiyetinde ilerleyen Türkiye, yerli bir alternatifle yeniden şekillenmeye hazırlanıyor. Türkiye'nin dijital haritacısı olarak bilinen Başarsoft, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın öncülüğünde yerli navigasyonu hayata geçiriyor. Proje ile Türkiye, kendi konum verisini kendisi üreten, işleyen ve yöneten bir ülke olma hedefinin en somut adımlarından birini atmış olacak. Türkiye'nin mobilite alanında hizmet veren küresel markası <span style="color:#c0392b;"><em><strong>Togg</strong></em></span> da sahip olduğu kullanıcı deneyimi ve mobilite alanındaki veri güvenliği birikimiyle sürece katkı sağlayacak. Çok paydaşlı bu yapı, yalnızca bir uygulama geliştirmeyi değil; veri egemenliğinden ekonomik değere uzanan geniş bir dönüşümü gerçekleştirmeyi hedefliyor. Projenin detaylarını anlatmak üzere basın mensuplarıyla bir araya gelen Başarsoft Yönetim Kurulu Başkanı Alim Küçükpehlivan, navigasyon teknolojilerinin artık basit bir yön bulma aracının ötesine geçtiğine dikkat çekerek, "Navigasyon artık bir uygulama değil, ülkelerin veri egemenliğini belirleyen stratejik bir altyapı. Bu projeyle Türkiye'nin konum verisini kendi üreten, kendi yöneten ve kendi değerine dönüştüren bir yapıya kavuşmasını hedefliyoruz" dedi.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Veri Toplama ve İşleme</h2>

<p>Başarsoft'un <strong>29 yıldan</strong> beri sahadan veri toplama ve işleme kapasitesi geliştirdiğini vurgulayan Küçükpehlivan, Türkiye genelinde sürekli güncellenen yol ağı, adres ve lokasyon verilerinin bu projenin en kritik gücü olduğunu belirtti. "Bugün <strong>81</strong> ili kapsayan, düzenli olarak güncellenen ve yüksek doğruluk oranına sahip bir veri altyapısına sahibiz. Sahadan elde ettiğimiz veriyi yalnızca depolamıyor; yapay zeka destekli algoritmalarla anlamlandırıyor, rotalama ve tahminleme kabiliyetlerini sürekli geliştiriyoruz" diyen Küçükpehlivan, bu birikimin yerli navigasyonun performansına doğrudan yansıyacağını ifade etti.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Yeni Nesil Navigasyon</h2>

<p>Yeni nesil yerli navigasyonun yalnızca harita sunan bir yapı olmayacağını belirten Küçükpehlivan, sistemin gerçek zamanlı trafik verisi ve gelişmiş algoritmalarla besleneceğini ifade etti. Küçükpehlivan, "Canlı trafik verisi, geçmiş yoğunluk analizleri ve yapay zeka destekli öngörü modelleri ile kullanıcıya en doğru rotayı sunan bir yapı kuruyoruz. Tek noktadan çok noktaya, zaman pencereli teslimatlardan çoklu araç optimizasyonuna kadar geniş bir algoritmik yetkinlik söz konusu. Bizim sunacağımız hizmeti diğer navigasyon sistemlerinden ayıran en büyük özellik, anlık olarak radar kontrollerinin nerede yapıldığını bildirmesi ve hangi hızla gidilmesi gerektiği bilgisinin yine anlık olarak paylaşılması. Sistemi devreye aldığımız andan itibaren araç kullanıcılarının gerek sevdiklerine güvenli bir şekilde ulaşmasını sağlamak için azami gayreti sarf edeceğiz gerekse hızdan dolayı kural ihlali yapılmasının önüne geçmiş olacağız" dedi.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;"><em><span style="background-color:#f1c40f;">Şarj ve Park Çözümleri</span></em></h2>

<ul>
	<li><em><span style="background-color:#ecf0f1;">Elektrikli araç kullanıcılarının en büyük sorunlarından birinin araçlarını şarj etmek olduğunu belirten Küçükpehlivan, "Uygulamayı devreye almamızın ikinci yılından itibaren, kullanıcılar istedikleri şarj istasyonlarında rezervasyon yapabilme olanağına sahip olabilecekler. Böylece yola çıkarken araçlarının hangi noktada şarjlarının tükenmekte olduğunu, o noktada hangi saatte varacaklarını öğrenebilecek. Aynı şekilde o noktaya vardıkları anda araçlarını şarj edebilme olanağı da bulacaklar" dedi. Küçükpehlivan, kullanıcıların benzer şekilde otopark sorunlarını da ikinci yıldan itibaren çözme kabiliyetine sahip olacaklarını dile getirdi.</span></em></li>
</ul>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Veri Güvenliği ve Bağımsızlık</h2>

<p>Yerli navigasyon projesinin en kritik boyutlarından birinin veri güvenliği olduğuna dikkat çeken Küçükpehlivan, mevcut küresel sistemlerin iş modeline de dikkat çekerek, "Bugün birçok navigasyon uygulaması ücretsiz görünüyor ancak aslında kullanıcı verisi üzerinden değer üreten bir yapı söz konusu. Milyonlarca insanın nerede olduğu, nereye gittiği ve ne kadar süre geçirdiği gibi veriler küresel ölçekte ekonomik bir enstrümana dönüşmüş durumda. Biz bu veriyi koruyan, anonimleştiren ve ülke içinde değer üreten bir model kuruyoruz" dedi.</p>

<p>Navigasyon sistemlerinin olağanüstü durumlarda kritik rol oynadığını vurgulayan Küçükpehlivan, "Afet, kriz ya da ulusal güvenliği ilgilendiren durumlarda dışa bağımlı sistemler ciddi riskler barındırıyor. Bu tür senaryolarda navigasyon altyapısının kesintisiz çalışması hayati önemde. Yerli navigasyon bu kırılganlıkları ortadan kaldıracak bir güvenlik katmanı da sunacak" ifadesini kullandı.</p>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Kamu ve Togg Entegrasyonu</h2>

<p>Projenin kamu kurumlarıyla güçlü bir entegrasyon süreci içerdiğini belirten Küçükpehlivan, Harita Genel Müdürlüğü'nden Karayolları'na, <strong>112</strong> sistemlerinden tapu ve kadastro verilerine kadar geniş bir veri ekosistemi ile görüşüldüğünü kaydetti. Bu amaçla, kamu adına Bilişim Vadisi'nin de projeye dahil edildiğini belirten Küçükpehlivan, projenin Başarsoft ve Bilişim Vadisi ortaklığında kurulan <strong>BVB</strong> şirketi çatısı altında hayata geçirileceğini dile getirdi. Navigasyon altyapısının; yol ağı, hız verileri, şerit bilgileri, dönüş kısıtları, tabela verileri, sürücü uyarıları ve ağır vasıta erişim bilgileri gibi çok katmanlı bir yapıdan oluştuğunu belirten Küçükpehlivan, "Bu sayede yalnızca bireysel kullanım değil, kamu ve özel sektör operasyonları için de yüksek hassasiyetli çözümler sunacağız" dedi. Togg ile yürütülen iş birliğine de değinen Küçükpehlivan, harita altyapısı mobil SDK (yazılım geliştirme kiti) içeriklerinin Başarsoft tarafından geliştirilerek proje ortağı Togg ile paylaşılmakta olduğunu, Togg'un ise harita ve navigasyon teknolojilerindeki son kullanıcı deneyimleri ışığında mobil uygulama yazılımını geliştirmeye başladığını kaydetti.</p>

<h3>Küçükpehlivan</h3>

<ul>
	<li><em><span style="background-color:#ecf0f1;">"Togg'un kullanıcı deneyimi ve mobilite alanındaki veri güvenliği dahil birikimi ile güçlü bir sinerji oluşturduk. Hedefimiz; akıllı telefonlardan araç içi sistemlere, giyilebilir teknolojilerden akıllı şehir uygulamalarına kadar geniş bir ekosistemde entegre çalışan bir yapı kurmak" diye konuştu.</span></em></li>
</ul>

<h2 class="press-heading" style="font-weight:bold;font-size:1.5em;margin-top:1.8em;margin-bottom:0.6em;">Hedefler ve İsimlendirme</h2>

<p>Küçükpehlivan, yerli navigasyonun yalnızca Türkiye iç pazarı için değil, küresel rekabet için de geliştirildiğini vurgulayarak, "Projeyle birlikte amacımız Türkiye'nin yalnızca navigasyon kullanan değil, navigasyon teknolojisi üreten ve ihraç eden ülkeler arasına girmesi. Uygulamanın ilk aşamada Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde, ilerleyen süreçte ise Türki Cumhuriyetler başta olmak üzere uluslararası pazarlarda yaygınlaşmasını planlanıyoruz. Bu proje, Türkiye'nin yüksek teknoloji ihracatı hedefleriyle de doğrudan örtüşüyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Yerli navigasyon uygulamasının isimlendirme sürecine ilişkin çalışmaların da devam ettiğini belirten Küçükpehlivan, farklı ajanslarla yürütülen sürecin değerlendirme aşamasında olduğunu ifade etti.</p>

<p>Küçükpehlivan, "Projenin vizyonunu ve iddiasını yansıtacak isim alternatifleri üzerinde titizlikle çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde yerli navigasyonun adını kamuoyu ile paylaşacağız" dedi.</p>

<blockquote>
<p>"Navigasyon artık bir uygulama değil, ülkelerin veri egemenliğini belirleyen stratejik bir altyapı. Bu projeyle Türkiye'nin konum verisini kendi üreten, kendi yöneten ve kendi değerine dönüştüren bir yapıya kavuşmasını hedefliyoruz."</p>
</blockquote>

<p><img alt="Türkiye'nin Navigasyonu Yola Çıkıyor!" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="675" src="https://images.enerjiekonomisi.com/uploads/2026/06/basarsoft-6a2ab18f33627.jpg" width="1200" /></p>

<p><em><strong>ee</strong></em></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://images.enerjiekonomisi.com/media/2026/06/turkiyenin-navigasyonu-yola-cikiyor_6a2ae227966c9.jpg</image>
                                <category>Güncel Haberler,Genel</category>
                <author>Enerji Ekonomisi</author>
                <link>https://www.enerjiekonomisi.com/turkiyenin-navigasyonu-yola-cikiyor/42440</link>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:53:01 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
